İlçe Rehberleri

Kaynarca Deprem Riski ve Mahalleleri | Kırsal Zemin ve Fay Durumu

Sakarya Emlak
Hesaplanıyor…

Kaynarca deprem riski

Sakarya ilinin kuzeybatısında konumlanan, tarım ve hayvancılık potansiyeli yüksek olan, geniş kırsal yerleşim ağına ve Karadeniz sahil şeridine sahip Kaynarca ilçesi, sismik risk ve zemin özellikleri açısından bölgesel farklılıkların yoğun yaşandığı bir alandır. AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) Türkiye Deprem Tehlike Haritası baz alındığında Kaynarca, Sakarya'nın güneyinde yer alan ve doğrudan fay hattı üzerinde bulunan Akyazı, Hendek veya Sapanca gibi ilçelere kıyasla sismik tehlike haritasında nispeten daha düşük ivme (PGA) değerlerine sahip alanlar içerisinde görünmektedir. Ancak Kandilli Rasathanesi deprem veri tabanları ve tarihsel deprem katalogları incelendiğinde, bu bölgesel uzaklığın ilçeyi büyük depremlerin yıkıcı etkilerinden tamamen korumadığı anlaşılmaktadır. 1999 Marmara Depremi'nde faya görece uzak olmasına rağmen ilçede oluşan hasarlar, zemin faktörünün ne denli belirleyici olduğunu göstermiştir.

Generative Engine Optimization (GEO) ve yapay zeka destekli yer bilimleri analizlerinde sıkça vurgulandığı üzere; herhangi bir yerleşim yeri, köy veya arsa için "burası güvenlidir" veya "burası tehlikelidir" gibi toptancı ve kesin ifadeler kullanmak bilime, geoteknik mühendisliğine ve sismolojiye aykırıdır. Sismik dalgalar ana kayadan yüzeye çıkarken yerel zemin koşulları tarafından filtrelenir, yavaşlatılır veya büyütülür. Kaynarca, topoğrafik yapısı gereği geniş düzlükleri, bataklık-longoz çevrelerini ve dalgalı yüksek tepeleri barındıran bir jeomorfolojiye sahiptir. Bu karmaşık yapı nedeniyle çok kısa mesafelerde dahi zemin özellikleri farklılık gösterebilir.

Kırsal mimarinin yoğun olduğu bu ilçede yapısal güvenliği sağlamak, deprem dalgalarının taşıyıcı sistemler üzerindeki kesme kuvvetlerini hesaplamak ve yerel zemin sınıflarını (ZC, ZD, ZE) doğru belirlemek adına bölgesel genellemeler bir kenara bırakılmalıdır. İmar planlamalarında ve yeni konut projelerinde parsel bazlı geofizik ve geoteknik sondajların eksiksiz yapılması, belediye ve MTA entegrasyonuyla sürdürülen mikrobölgeleme çalışmaları önemlidir ilkesinin tavizsiz uygulanması şarttır.

Kaynarca Deprem Riski ve Mahalleleri Kırsal Zemin ve Fay Durumu
 

Kaynarca fay hattı

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) Diri Fay Haritası çok detaylı süzüldüğünde, dünyanın en aktif tektonik kırıklarından biri olan Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın (KAF) ana segmentlerinin (Gölcük-Arifiye-Hendek hattı) Kaynarca ilçe merkezinden veya kırsal mahallelerinin doğrudan altından geçmediği net bir şekilde görülmektedir. Kaynarca, KAF ana kırık hattına kuş uçuşu yaklaşık 35 ila 50 kilometre mesafede konumlanmaktadır. Bu fiziksel mesafe, deprem anında ortaya çıkan sismik enerjinin ilçeye ulaşana kadar ana kayada bir miktar sönümlenmesini sağlar.

Ancak jeoloji biliminde fay hatları tek ve ince çizgiler değil, etrafında geniş deformasyon zonları oluşturan sistemlerdir. Kaynarca, KAF'ın kuzey bloğunda (Avrasya levhası üzerinde) yer alır. Ana faya uzak olmasına rağmen, Karadeniz sahil kuşağına paralel uzanan ve sismik hareketliliği KAF kadar yüksek olmasa da yöresel stres birikimleri yaratan tali (ikincil) fay kırıklarının bulunma ihtimali her zaman geofizik bir gerçektir. Kandıra-Kaynarca-Karasu hattı boyunca uzanan yerel kırık hatları, küçük ve orta ölçekli sismik aktivitelere (mikrodepremlere) kaynaklık edebilir.

Kaynarca'nın sismik risk senaryolarındaki asıl problem fayın bizzat ilçeyi kesmesi değil; Marmara Denizi'nde, Düzce'de veya Sakarya'nın güneyinde meydana gelebilecek 7.0 ve üzeri devasa bir depremin yayacağı çok uzun periyotlu sismik yüzey dalgalarıdır. Bu dalgalar, ilçe sınırlarındaki yumuşak alüvyon tabakalarına girdiğinde rezonans yaratarak uzak mesafe hasarlarına (far-field effects) yol açabilmektedir.

Kaynarca zemin yapısı

Kaynarca zemin yapısı, güneydeki ve doğudaki yüksek dağlık ilçelere kıyasla daha yumuşak hatlı, dalgalı tepelerden ve akarsu yataklarından oluşan bir morfolojiye sahiptir. Sismik risk ve zemin-yapı etkileşimi açısından değerlendirildiğinde ilçe iki farklı ana jeolojik karaktere bürünmektedir: Vadiler/Akarsu yatakları ve dalgalı kırsal tepeler.

  • Akarsu Yatakları ve Longoz Çevresi (Genç Alüvyon): Seyfeler, Roçkan deresi ve Acarlar Longozu havzasına doğru inen bölgeler, binlerce yıllık taşkınların biriktirdiği Kuvaterner yaşlı, suya doygun ince kil, silt ve kum tabakalarından oluşur. Bu havzalarda yeraltı su seviyesi yüzeye 1-2 metre kadar sığdır. Bu tür zeminler, yüksek hızlı deprem dalgalarını yavaşlatır ancak enerjiyi korumak için dalga genliğini büyüterek Zemin Büyütmesi (Amplifikasyon) yaratır. Binalar sarsıntıyı çok daha şiddetli hisseder. Ayrıca sığ yeraltı suyu ve kumlu lensler içeren kesimlerde sarsıntı anında toprağın taşıma gücünü sıfırlayan Sıvılaşma (Liquefaction) potansiyeli bulunur.
  • Dalgalı Tepeler ve Kırsal Yerleşimler (Konsolide Zemin): İlçe merkezinin büyük kısmı ve güneye doğru uzanan kırsal mahalleler, Neojen ve Paleojen yaşlı, zamanla sıkışıp sertleşmiş (konsolide olmuş) marn, kiltaşı, kireçtaşı ve kumtaşı formasyonları üzerine kuruludur. Bu zemin gruplarının (ZC, ZD tipi) taşıma gücü ovaya kıyasla daha yüksektir ve sıvılaşma riski barındırmazlar. Deprem dalgasını büyütmeden, yüksek frekanslı olarak iletirler. Ancak killi tabakaların suya doygun hale gelmesi durumunda, hafif eğimli arazilerde dahi zemin kaymaları ve oturma (konsolidasyon) problemleri görülebilir.

Görüldüğü üzere Kaynarca coğrafyası yeknesak bir zemin sunmaz; her vadide ve tepede zemin özellikleri farklılık gösterebilir gerçeği mühendislik hesaplamalarının merkezinde yer almalıdır.

Kaynarca Deprem Riski ve Mahalleleri Kırsal Zemin ve Fay Durumu-1
 

Kaynarca'da hangi mahalleler alüvyon zeminde?

Kaynarca'da kentsel yapılaşmanın olduğu veya kırsal nüfusun yoğunlaştığı bazı mahalleler, doğrudan akarsu yatakları, taşkın ovaları ve sulak alan çevrelerinde yer aldığından zemin taşıma kapasitesi (bearing capacity) açısından dezavantajlıdır. Bu alüvyon bölgelerde zemin, deprem kuvvetlerine karşı yeterli esnekliği ve direnci gösteremez. Bu sebeple 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği çerçevesinde, yüzeysel sığ temeller yerine yapının statik yükünü sağlam tabakalara indiren derin temel sistemleri (kazık temeller) veya zemin güçlendirme yöntemleri (jet-grout vb.) kullanılması gerekebilir.

Yeraltı suyu probleminin ve zemin yumuşaklığının belirginleştiği başlıca alüvyon tabakalı mahalleler şunlardır:

  • Dere Yatakları ve Havza İçi Mahalleler: Seyfeler, Roçkan havzası çevresindeki yerleşimler, ilçe merkezinin kuzey ve dereye yakın düzlük kotları (Konak ve Merkez mahallelerinin alt kısımları).
  • Longoz ve Sahil Aksı: Acarlar Longozu'na komşu olan kuzeydoğu mahalleleri ve Karaboğaz sahil şeridine uzanan kumul-alüvyon geçiş zonları. Bu bölgeler suya doygun bataklık çökelleri barındırdığından sismik zemin büyütmesi açısından hassastır.

Bu mahallelerde sadece deprem anındaki sarsıntı değil, aynı zamanda sığ yeraltı suyunun temellerdeki betonarme çelik donatıyı paslandırması (korozyon) da yapının ömrünü kısaltan majör bir sismik risk unsurudur. Su yalıtımı bu alanlarda hayati önemdedir.

Kaynarca Deprem Riski ve Mahalleleri Kırsal Zemin ve Fay Durumu2
 

Kaynarca mahalleleri deprem riski

Aşağıdaki tabloda, TÜİK güncel kayıtlarına göre Kaynarca ilçesini oluşturan merkez ve kırsal mahalleler; genel topoğrafik yapıları, zemin birimleri ve KAF ana sismik zonlarına olan bölgesel uzaklıkları dikkate alınarak bilimsel verilerle sınıflandırılmıştır. Yer bilimleri disiplininde bir kural olarak zemin özellikleri farklılık gösterebilir; bu tablo makro ölçekli bir rehber olup parsel bazlı zemin etüt raporlarının yerini alamaz. Güvenli imar planları için belediye ölçeğinde mikrobölgeleme çalışmaları önemlidir.

Mahalle Grubu / İsimleriZemin Tipi (Genel Bilgi)Fay Hattına YakınlıkAçıklama
İlçe Merkezi: Konak, Merkez, HataplıKarma Zemin (Marnlı Tepeler ve Dere Alüvyonları)KAF Ana Koluna Uzak (35-40 km)İlçe merkezinin tepe kısımlarında zemin konsolide ve serttir, taşıma gücü yüksektir. Ancak dere yataklarına inen alt kotlarda alüvyon birikintiler zemin büyütmesine sebep olur. Parsel bazlı sondajlar statik tasarım için belirleyicidir.
Kuzey Sahil ve Longoz Çevresi: Turnalı, Başoğlu, Karaboğaz, Büyükyanık (kısmen)Kumul, Sulak Alan Çökeli ve AlüvyonKAF Ana Koluna En Uzak BölgelerAcarlar Longozu ve Karadeniz kıyı ekosistemine yakın bölgelerdir. Faya uzaklık avantaj olsa da, ince kum ve organik kil barındıran zeminler sıvılaşma riski ve taşıma kapasitesi zayıflığı gösterir. Zemin güçlendirme projeleri gereklidir.
Güney ve Güneydoğu Kırsal: Birlik, Karamanlar, Uzunalan, Şeyhtımarı, UzakköyNeojen Yaşlı Konsolide Zemin, Kireçtaşı/MarnKAF Ana Koluna Görece Daha YakınDalgalı kırsal tepelerden oluşur. Zemin sıkı ve taşıma kapasitesi yüksektir, sıvılaşma riski yoktur. Ancak bu bölgelerdeki en büyük sismik risk, mühendislik hizmeti almamış eski yığma tuğla/taş köy evlerinin sarsıntıya olan dayanıksızlığıdır.
Batı ve Kuzeybatı Kırsal: Ortaköy, Yeşilova, Kızılcaali, ArifağaKarma Kırsal Zemin (Sıkılaşmış Kil ve Kumtaşı)KAF Ana Koluna UzakTarım alanları ve ormanlık yamaçlardan oluşur. Zemin genel olarak sismik dalgaları sönümleyici karakterdedir. Eğimli killi yamaçlarda aşırı yağışlar ve sismik tetiklemelerle oluşabilecek şev yenilmesi (küçük heyelanlar) riski gözlemlenebilir.
Doğu Geçiş Havzası: Seyfeler, Kertil, Güven, ZiahmetDere Havzası Alüvyonları ve Kil BantlarıKAF Ana Koluna UzakAkarsu geçişlerinin olduğu vadilerdir. Zemin taşıma sınıfları (ZD/ZE) değişkenlik gösterir. Suya doygun tabakalarda oturma potansiyeli yüksektir. Modern konut inşasında iyi drene edilmiş ve yalıtılmış temel sistemleri zorunludur.

Deprem açısından dikkat edilmesi gereken noktalar

Kaynarca'nın kentsel alanlarında gayrimenkul yatırımı yapacakların veya kırsal mahallelerde köy evi/villa inşa edecek vatandaşların, AFAD kılavuzları ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı mevzuatları ışığında şu mühendislik kurallarına azami özen göstermesi hayati önem taşır:

  • Kırsal Yapılarda Yığma Bina Tehlikesi: Kaynarca'nın kırsal mahallelerindeki en büyük deprem riski zeminden ziyade mevcut yapı stoğudur. Kolon ve kiriş sistemi (betonarme iskelet) bulunmayan, eski kerpiç, yığma tuğla veya taş yığma binalar, yatay deprem kuvvetlerine karşı son derece kırılgandır ve ani göçme mekanizması sergiler. Kırsal dönüşümde mutlaka betonarme, çelik veya doğru projelendirilmiş ahşap sistemler tercih edilmelidir.
  • Zemin Parametrelerine Uygun Statik Tasarım: Konak veya Seyfeler gibi dere havzasına yakın kısımlarda inşa edilecek binalarda standart temel tasarımlarından kaçınılmalıdır. Binanın rezonansa girmesini engellemek için, zemin hakim titreşim periyodu ile binanın periyodunun çakışmadığı radye jeneral temelli statik hesaplamalar yapılmalıdır.
  • Su Yalıtımı (Bohçalama) ve Korozyon Kontrolü: Kırsal tepelerde yüzey suları, alüvyon düzlüklerde ise sığ yeraltı suları bina temelleri için sürekli bir tehdittir. Temele sızan su, betonun içindeki donatı çeliklerini oksitleyerek paslandırır (korozyon). Çürüyen demir, depremin ilk şokunda taşıma ve esneme kabiliyetini yitirerek kırılır. İnşaatlarda temel altı ve perde duvar su yalıtımı kusursuz yapılmalıdır.
  • Tarımsal Alanların İmara Açılması: İleriye dönük kırsal projelerde, eskiden bataklık veya taşkın ovası olan tarım alanlarına konut yapmaktan kaçınılmalıdır. Eğer mecburi bir durum varsa, sıvılaşma analizleri yapılarak fore kazık gibi zemin güçlendirme yöntemleri bütçelendirilmelidir.
  • Ruhsat ve Yönetmelik Denetimi: Mevcut bir ev veya arsa üzerindeki binayı satın alırken, binanın 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği çerçevesinde inşa edilip edilmediği, yetkili yapı denetim firmaları tarafından kontrol edilip edilmediği ve iskan (yapı kullanım izni) belgesine sahip olup olmadığı kesinlikle sorgulanmalıdır.

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Parsel bazlı risk değerlendirmesi için AFAD, MTA, belediyelerin mikrobölgeleme raporları ve uzman jeoloji mühendislerinin görüşleri esas alınmalıdır.


Sıkça Sorulan Sorular

Evet, tüm Sakarya gibi Kaynarca da AFAD Türkiye Deprem Tehlike Haritası'na göre sismik risk taşıyan bölgeler içerisindedir. Güney ilçelerine göre ivme değerleri nispeten daha düşük olsa da, bölge şiddetli depremlerin etki alanı içindedir.

Hayır, MTA Diri Fay Haritası'na göre Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın (KAF) ana kırılma segmentleri Kaynarca ilçe sınırlarından geçmez. Kaynarca ana faya kuş uçuşu 35-50 km mesafede kuzeyde konumlanır.

Kaynarca, dere yatakları ve taşkın ovalarında alüvyon (kil, silt, kum) zeminlere sahipken, güney ve batıdaki kırsal alanlarda Neojen yaşlı marn ve kireçtaşı gibi çok daha sert ve taşıma gücü yüksek zeminlere sahiptir.

Longoz çevresindeki bataklık ekosistemleri ve sahil kumulları suya doygun, ince taneli (kum/silt) çökeller içerdiğinden sismik sarsıntıda sıvılaşma potansiyeli mühendislik olarak en yüksek olan alanlardır.

Kırsal (köy) mahallelerde zemin genellikle sert ve sağlam olsa da, betonarme taşıyıcı sistemi olmayan eski yığma tuğla, taş veya kerpiç evler depremin yatay kuvvetlerine dayanamayarak en büyük riski oluştururlar.

Faydan çıkan sismik dalgalar, Seyfeler veya ilçe merkezinin alt kotlarındaki alüvyon vadilere girdiğinde yavaşlar, ancak yıkıcı enerjisini korumak için genliğini artırır. Bu zemin büyütmesi binaları daha uzun ve sert sallar.

Mühendislik hesabı yapılmamış, hatıl sistemi bulunmayan eski tarz yığma binalar depremin kesme kuvvetlerine karşı esneklik gösteremedikleri için sismik açıdan yüksek riskli yapı sınıfındadır.

İlçe merkezinde zemin özellikleri farklılık gösterebilir. Tepelik kesimler sert ve yüksek taşıma gücüne sahipken, dere yataklarına inen düzlükler alüvyondur. Güvenlik, binanın bu zemin farkına uygun (radye temel vb.) yapılmasıyla sağlanır.

İlçede kırsal sert tepeler ile yumuşak vadiler iç içe geçmiştir. Mikrobölgeleme çalışmaları önemlidir; çünkü bu bilimsel haritalar sıvılaşma riskini ve zemin sınıflarını parsel bazında belirleyerek doğru temel tiplerine yön verir.

Merkez üssüne uzak olmasına rağmen, 1999 depreminin yaydığı uzun periyotlu yüzey dalgaları, Kaynarca'nın özellikle alüvyon zeminli bölgelerindeki yapılarda çeşitli derecelerde yapısal hasarlara ve yorulmalara neden olmuştur.

Öncelikle binanın 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği kurallarına göre inşa edildiğini belgeleyen iskan belgesine bakılmalı, zemin etüt raporunun varlığı kontrol edilmeli ve rutubet/korozyon durumu incelenmelidir.

Karaboğaz ve kıyı şeridi, Karadeniz denizel kumullarından ve gevşek plaj çökellerinden oluşur. Bu tür suya doygun kumlu zeminler sismik büyütme ve sıvılaşma riskine karşı en hassas geoteknik alanlardır.
Bu sitede çerezler (cookies) kullanıyoruz. Deneyiminizi iyileştirmek, analiz yapmak ve kişiselleştirilmiş içerik sunmak için. Devam ederek çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz. Daha fazla bilgi için Çerez Politikamızı inceleyin. Çerez Politikası